Zalımın meyveden kızı.



Hayatımın tüm meyvelerinden hoşaf yapmaya başlamadan evvel, Deliler Ormanı’nda dışını yeni ovduğum büyük bakır kazanımı sürüye sürüye, ateşe yakın yere taşımam gerekti. Gerekli tüm malzemeler; biraz zıkkım hurması, zakkum elması, kırılgan ayvalar, mutsuz üzümler, ağlayan kirazlar, böğüren karpuz, söven portakal, pek agresif armut, aşağılayan kivi, melankolik nar ve de huysuz mandalina. Hepsini yazdım buraya işte. Eğer hoşaf yapacaksan bu meyveleri muhakkak edinmelisin, eksiksiz. Yüze tüküren havuçla, gitmeye meyilli ananası da eklersen – ki çok daha leziz olur- sevinirim. 

Malzemeleri sırasıyla hafif hafif kaynamaya başlayan sıkıntılı suyun içine usul usul atmaya başla. Bir yandan sürekli karıştır. Püf noktası ise sürekli aynı yöne doğru karıştırmak. Sapı bir buçuk metrelik şimşir kepçe ile karıştıracaksın. Kepçe muhakkak şimşir olmalı diğer kepçeler dandik oluyor. Dandik şeyleri de severim de her zaman değil. Aklıma gelmişken en hassas olduğum şey bu dandiklik hususunda; çikolatadır. Çikolatanın dandiğine hiç tahammülüm yoktur. Ağzının tadını bildiğini düşündüğümden tarifime devam ediyorum.

Kaynama şiddeti arttıkça her bir buçuk dakikada bir kazana tüküreceksin. Bu özel hoşaf bol tükürük, bol küfür, bol sinir stres ve bol beddua ile yoğurulan duygularla güzelleşir. Negatif şeyler, deli saçması hurafeler ve şüpheci yaklaşımlar ile tadından yenmez olur. 

Eksiksiz tüm meyvelerimi kattıktan sonra yüze tüküren havuçla, gitmeye meyilli ananası da son taşım kaynamadan sonra ekle ve koklamaya dur. Benim kokumu almaya başlayacaksın. İnsan psikolojisinde diğer insanların koklamaya gücünün yetmediği kokular ortaya çıkar canları sıkıldığında, ruhları daraldığında… İşte o koku kokacağım ben de. Hoşafım sana kokumu duyuracak. Kafanda bin beş yüz düşünce kalbinde bin beş yüz bir his beş duyunda da bin beş yüz iki gelgit olacak. Hoşuna gitmeyen hoşaf senin ananı belleyecek. 

Yaşasın tüm meyveler ve o meyvelere hükmeden gübreler!


Sauron’un Gözü.

Çengelli iğne tutturdum sürekli düşüp duran eteğimin beline. O da rahat durmadı namussuz açıldı durdu battı belime. Etimi çizdi, kanattı, kabuklu yara yaptı. İzi kalacak, kesin. Keşke çengelli iğne yerine bir kedim olsaydı da o tırmalayıp yara yapsaydı etimi. Öperdim onu. Eylül geliyor derdim kedi, eylül geliyor ondan sahiben gergin sen de onu tırmalıyorsun çünkü seni deli ediyor. Deli ki ne deli tırmalamak ki ne tırmalamak!
Kömüş gibi oturup yazın bitmesini beklerken eteğinin beline lastik geçirip yaşam kalitesini artırdı. Saçlarını kesti gözünün sadece üstünü boyadı. Mutluyken de boyuyor mutsuzken de. Her türlü makyaj yapıyor. Cenazelerde bile. Huyu böyle n’apsın ? Küçücük korkularını belli etmeden, çok heveslendiği şeylere hiç de umrum değil oyunları yapıyor. Canı sıkılınca hep sinirleniyor çünkü çocuk. Bilekleri bir çocuğunkiyle aynı çemberde. Nefes alıp verip sinir stres sıkıntıya dalıp çıkıp zaman maman dinlemeden abuk sabuk cümlelerde yer ve mekan olmaksızın orda burda dellenmeyle Suna gibi daralıyor.

oh shit !

IMG_3102.JPG


Kuzeyde bir yerde bahsi geçen sandalye.

sandalyeler ana kucağıdır

Sandalyeden aşağıya salmış saçlarını aşık olduğu karınca yukarıya tırmanabilsin diye. Saçlarının arasında dolanırken karınca ağzında meyve tortusuyla gelirmiş her defasında. Dilin bir kez değmesiyle biticek olan meyve tortusu. Mor belki kırmızı ya da pembe. Kokusu mis olan meyvelerden tek tadımlık bir şey işte.

zamanın el verdiğince.


At.

Başlıktaki at, dıgıdık olan dört ayaklı hayvan anlamındakidir. Ölmesini istediğim insanlar listesine birkaç ademoğlu daha eklemiş bulunuyorum. Listedeki kabarıklık iştahımı kabartırken, olabilirlik hissi beni delicesine heyecanlandırıyor. Ohh maşallah. Ağzımın suları akıyor, bu sulardan dört nala atlar geçiyor. Etrafa salyalarımı sıçrata sıçrata… Bir telefon geliyor ve ölüm haberi ne de mutluyum ne de mutluyum. Bana da bir gençlik gelmiş, bir güzelleşmişim ne de harika ne de şahane. Benden evvel ölmenizin bana vereceği tüm kötü güdümlü hislerimin üzerine, babama okutacağım bir mevlit bile yazabilirim. Öyle bir lağım kuyusu var ki içimde taşmış logar kapakları kusuyor geceli gündüzlü. Üstüne oturttuklarım da fayda etmiyor, bavul değil ki bu ağırlık gelince üstüne fermuarı çekile. Topyekün geberin. Tıp nasılsa birçok konuda çaresiz. Burada kahkaha atıyorum.

İçimdeki kötülük, beynimdeki kötülük, bedenimdeki kötülük.

iftiharla sunar K.D.V konusunda duyarlı olduğumu belirtirim.

Öyle güzelsin ki sana doyamıyorum.


Kötü Yol Pavyonu.

yoksa sen benim annem misin payyon gülü

Zaman az öte gittiği zaman, gölge boyu en uzun boyuna ulaşmıştır. Görsellik en önemli şey olduğundan beri silah icat olmuş, mertlik bozulmuştur. Kahpeler can sıkıntısından öldürülmeye, kendini iyi pazarlamayı bilen orosbular ise baş tacı edilmeye başlanmıştır. Yerel kaynaklardan aldığımız bilgilerle, yabancı kaynaklardan aldığımız bilgileri “Google analytics” ile şöyle bir analiz edince ortaya şu sonuçlar çıkıyor; evet orosbular kocalarımızı çalıyor. Gerçi Google’a gerek de yoktu ama işte sayısal değerler önemli şeyler. Terim sayısı için mesela sayılara ihtiyacımız var ortalamalara gelince onlar her zaman kolaydır. Bir de ben Google ‘i severim ondan bahsediyorum kendisinden şimdi. Adı geçsin ki ona olan sevgimi anlasın.

Fikrimdeki şeylerin zikrimde olduğunu şöyle bir zihnimden geçirince ortaya şu sonuç çıkıyor; 4 senedir yapılan tıklamalar bize epey değer kazandırmış. İvmemiz çok yüksek ve şirket hisselerimizin değeri her geçen gün artıyor. Ekonomi okuyan kadınlardan her zaman nefret etmişimdir. Ben okumadım ama ekonomi yapmak tutumlu doğamın bir gereği olmakla beraber, uzun cümleler kurma sanatını konuşurken de başarıyla gerçekleştirebildiğimi belirtmek isterim. Saygılarımı arz ederken sevgilerimi göstermek konusunda da gayet başarılı olabilirim.

He bir de Sevgili Google;

Benim yazdığım şeylerle etiket kelimelerim içerik olarak birbirine hiç uyuşmuyor bunu benden duymanı istiyorum. Kafa karıştırıp beyni uyuşturan şeyler yazmayı severim ve karanlıkta eğer üç kişiden biriysem ne başta ne de sonda gitmeyi istemem ortada olmak tercihimdir bunu da bilmeni isterim. İlk olarak da sana söylüyorum. Neden öyle olduğu konusunda da bilmem ki, daha güvenli geliyor herhalde. Öndekini büyük canavarlar yer ya da bubi tuzaklarina yakalanır, olmadı göremediği bir çukura düşer. Arkadakini de inlerinden çıkan büyük canavarlar yer ya da arkadaki bubi tuzaklarına yakalanır. Çukura pek düşmez belki ama ortadaki başına kötü şey gelebilme olasılığı en az olandır bence.

öptüm anam.


Fiziğim tedavim.

illustration bang bang

Büş bahçelerinin düş ormanlarında zıplaya zıplaya üstünden geçtiğim çimen görünümündeki mantar kafaların aslında kamuflaj olmuş erkekler olduğunu çok geç fark etmiştim. Ben afet-i devran, 10 puanlık bir yavru ceylandım. Egom tavan yapıp beni ordan oraya uçururken şöyle dedim kendi kendime, ” kaç yavrum, kaç ki değerin artsın. Kaçan kovalanır ve azimli şıçan duvarı deler – buradaki sıçan fare anlamında olandır -“

illustration bingo

Ben ki kuzguna şahin görünen yavrusu, çok da güzel sallarım. Şimdi bir de eşcinselimsi güzel bir oğlanla klib çekmek vardı ki, olmuyor işte n’aparsın. Hem zaten hiç eşcinsel bir erkek arkadaşım olmadı. Olabilirdi.

Aklımı oynatmamın böbreküstü bezlerimin psikolojik sorunlarımdan etkilenerek hayalet enzimler salgılamasından kaynaklandığını öğrendim.

Bu kadar çok işememeliydim.

link içün ; http://aplacebothwonderfulandstrange.tumblr.com/


Evrim tablosunda çok çok baştan 3. ya da 4.’sündür. Fazlası değil.

Şurada şu adamlar dururken ve dinlenme sayıları binleri geçemezken, sırf götü açık diye milyonlarca kez dinlediğiniz karıların ben taaa aq. Sizin de taaa aq.

Orosbu çocukları.

Bu fukaralar da bir karı olmadıklarından kaybetmiş bir de götü açık karılarla klip çekmediklerinden. Üzülmeyiniz beyler ben sizi dinlerim.

 

Az insan olun.

Beynimde 5 adet nöronum varmışçasına sinirlendim ve ben sinir olduklarımın peşini asla bırakmam.

İnadım babamdandır, babamın soyundandır nokta.