Beynin trafosu.

Televizyonda belgesel izlerken su birikintisinde yıkanıp debelenen hipopotamların adını hatırlayamayarak, büyük bir merakla ” neydi bunların adı Mezopotamya mi ? ” diye soran adam babamdır, pek severim.

hippo numiko mezopotamya bambam çakıltaş

ne tatli şeyler:  www.alexandervidal.tumblr.com

Reklamlar

google beni üssüne götür.

dedik mi dedik söyledik mi söyledik belirttik mi belirttik

Simdi ben oturdum bi sarki yazdim bilmis bilmis.daha evvel birinin yazdigi sarkinin aynisiydi bu sarki.bi tuhaflik da vardi zaten,cok tanidikti sözler söylerken.üzüldügüm zamanlar da oluyor ama simdi sirasi degil.üzülmem yok,üzülecegim yok.elimdeki en degerli sey gidince bile bir zaman sonra üzülmüyor olacagimi biliyorum.belki bende öyle olmaz ama bakiyorum da saga sola bir zaman sonra üzülmüyor insanlar sanki.ya da kendilerinden baskasina belli etmeyecek bir sekile sokuyorlar üzüntülerini.bizim gibi olaya cemberin disindan bakan gerzekler anlayamiyor bu durumu.

sandiginda insan saklayanlar bir zaman sonra kokudan kaynakli ruh bunalimina giriyor olabilirler.söyle denebilir mesela; “diri halin ölü halin kadar kötü kokuyordu en az ya da ölü halin diri halinden cok daha kötü kokuyor,ya da her halin kokuyor.”sandigin üstüne konulan vazo icerisinde cicek -kamuflaj maksatli konulmustur bu vazo.sandik siradan dursun diye- bir tane bakir canak,yanina bakir bir masraba,kanevice islemeli kocaman bir örtüyü de serdimi bunlarin altina,bir kokun kalir normalligin disinda.

zambaklarla sümbüller,gelinciklerle güller,menekselerle aslanagizlari,cigdemlerle yaseminler,leylaklarla laleler… neler neler ektim evdeki her karisa.gitti kokun.karsilikli atisiyorum seninle.sandigin kapagini hic acmada cekirdek citletiyorum sana.cay getiriyorum ic diye birakiyorum sandigin üstüne.bazen kizartma bile yabiyorum bol domatesli sarimsak soslu.temizligine de özen gösteriyorum gicir gicir valla sandigin.cik da bir bak istersen.isaret barmagini sür de bak bir defa toz tanesi bile yok öyle temiz inan ki.siraliyorum kelimeleri bata bata küte küte hirt tirt höşt.tuttum mu bir muhabbetin ucundan kobariyorum elimde kaliyor.

simdi bazi gerizekali kadinlarla,onlarin gerizekali erkek versiyonlari bu yazilari okuyorlarmis da bir bok anlamiyorlarmis.bu ayni gerizekalilar beni her defasinda “buyuveseker” diye ariyolarmis.bulmayi basardiklarinda da bok ediyolarmis ortaligi.ben de bunlara gerizekalilar deme geregi duyuyormusum.bazilarini taniyor kimileriniyse hic taniyormusum.derken spamlar spamlar.abuk adreslerden sabuk yorumlar.Freud su anda yasiyor olsaydi ona söyle derdim” abi bu nasil istir ya,gelmis gerizekalilar bana bakiyorlar felan,ne biçim.o da bana sunu derdi belki; “siktir et! bilinçalti bunlarin hebsi”

öbüyorum seni karsi komsu.


Her akılsıza hayran olacak,başka bir akılsız bulunur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kimsenin göremedigi yazi.


Başörtülü İskelet.

başörtülü iskelet

madem siz basin insanlari bagriniza.

benim bagrim dolu.

bir kisiden fazlasini basamiyorum bagrima.

ki; onu bile bazen basamiyorum.

babamin da dedigi gibi; Allah belalarini versin.


Anti Klişe Timi.

cengiz üstün anti klişe timi

saat 11 oldu bu gün erken kalktım .
uykumu alamadım.
AMA BENİM İSTEDİKLERİM HİÇ OLMUYOR!
bazen istediklerimiz hiç olmaz.
KLİŞE
hep istemediklerimiz olur.
klişe2
işte hayat böyle bi şey.
klişe 3
(puke)
insanın her istediği her zaman olmaz.
klişe volume 4
bazı şeyleri zamana bırakmalı.
klişe 5
zaman her şeyin ilacıdır.
klişe yatik sekiz
ama bakarsın olmadık yerlerden.
olmadık şeyler çıkar.
iki kere yatik sekiz
hayat süprizlerle dolu.
böyg
vıjııııı

.


babam da farkliydi zaten.

ben de cok sahaneydim.anam ayri zat-i sahaneydi.ebem de harikaydi.dedeme herkes hayran.kocaman da einstein’di.bir kardesim orta kafa goldü.bir diger kardesim de yasayan tüm uluslarin dillerini bilirdi zaten.biz fevkalade idik ailecek.bakan bir daha bakardi.seven bir daha severdi.evimize gelenler de bir daha bir daha gelirlerdi.gelen misafirler de bizden vasatti heb zaten.biz en saf irk,en güzel DNA,en iyi bagisiklik sistemleriydik.insanlar cümlelerinde heb su kliseyi kullanirdi bizim yanimizda,baskalarindan bahsederken “sizden iyi olmasin …” devamini öyle getirirlerdi cümlenin.biz de kimseden iyi degildik zaten.bosuna ugrasirlardi.kimse de bizden iyiydi.bes vakit namazlar,hebimizin bildigi faydali bilgiler,birlikte yedigimiz ögün yemekleri bizim övünc kaynaklarimizdi.babamla annem harika bir kari-koca.biz de barmakla gösterilesi evlatlardik.harcliklarimiz esit dagitilir,tabaklarimiz esit miktarda doldurulur,camasirlarimiz heb ayni yumusaticidan kokardi.anamiz vali pasanin kizi babamiz da Beyrut kralinin ikinci ogluydu.soyumuz soysuz,ekmegimiz tereyag ile balliydi.boylarimiz uzun,bellerimiz ince,akillarimiz da azcaydi.en az akli olan da bendim.kornaya bas kornaya.

http://www.izlesene.com/video/korna-sesi/1220453

yukaridaki linkteki sey de tam olarak basilmasini istedigim korna seysi.

Ben büyük B.

Benim büyük B.’m

Bir kücügüm ortanca B.

Bir baska en kücügüm B.

ayaginda kundura yar gelir dura dura

vah bana vah’lar bana.ah bana ah’lar bana.

Hassiktir.


Yaşça küçük olan çocuk.

kendi bokunu ye

Gemilerle gelenler oldu sehire.denize kiyisi vardi.trenlerle gelenler oldu sehire.yüzyillik tren istasyonlari vardi.atlarla gelenler oldu sehire.ickisi,kadini bol hanlari vardi.yürüyerek gelenler oldu sehire.yol üzerinde kurtlar,cakallar,ayilar vardi yediler yürüyerek sehire gelenlerden bazilarini.yalinayak gelenler oldu sehire.ayaklari yarildi,nasirlandi,tirnaklari köreldi.sehir zengin sayilsa da gelenlerin cogu fakirdi.tasi tobragi altin dedilerse de sehrin adi İstanbul degildi.

Gidenler oldu sehirden.kacanlar oldu.altlarindaki dösegi birakanlar,bebelerini düsürenler,yasini almislarini diri diri tobraga gömenler oldu.adamlar yeni karilar buluruz diye karilarini biraktilar arkalarinda.sazini duvarda birakanlar,yemegini tübte birakanlar,soba kurarken yüzü kurum olub kosarak kacanlar oldu sehirden.sakiz gibi bembeyaz camasirlarini biraktilar camasir iblerinde,adak koyunlarinin kafalarini biraktilar kani henüz akarken,ölülerini biraktilar kollarini,bacaklarini tobragin üstünde görünür sekilde gömemeden,ölülerin altin dislerini biraktilar satariz diye akil bile edemeden,namuslarini,kabuslarini,nüfuslarini,humuslarini biraktilar.yeni acilmis kislik yufkalarini,yufka yüreklerini biraktilar,zalim oldular,zulüm gördüler,Allah’a küfrettiler.kacib gittiler.

Kalanlar oldu sehirde.adak koyunlarini bisirib yediler.istedikleri evlere sirayla girdiler.gidenlerden kalanlari yagmaladilar,bölüstüler.mal yüzünden kavgalar cikti,birbirlerini öldürdüler.bazi damlari atese verdiler.büyük büyük kazanlarda keskekler kaynattilar,odunlarla kömürleri bölüsürken tekrar kavga cikti.Muhtar kahvede oturan yesil evin ganimetine ortak olmak isteyen kizil sakalli adami vurdu 3 km uzaktan hem de alninin catindan.her seyi tükettiler.mezardakilerin altin dislerini bile söktüler.giden kardesinin karisini koynuna alan da oldu,kendi kizini parayla satan da,kizini kendine kari yaban da oldu,süt kardesine göz diken de.kara kara lekelendiler.gidenlerden kalanlar yaramadi bunlara.sülaleleri karisti DNA’lari bozuldu.zaten kanlari bozuktu.

Bir sabah bir rüzgar esti sehire.
Bir hortum cikti koyu gri.
Gökten yagdi kurbagalar,cekirgeler,solucanlar,ciyanlar,balik kuyruklari,beyin kurtcuklari.
Deniz kabardi tek gözlü dev seklini aldi koca koca dalgalarini vurdu sehire.
Dalgalar dövdü dizinde sehiri.
Beddualar yagdi bulutlarla,simseklerden.
Mezarlik yarildi,icine girdi diriler,icerden cikti ölüler.
Bebelerin cirkin aglamalari inletti kalanlarin analarini.
Birkac dakika gecti gecmedi.
Hicbir sey olmamis gibi bir salyangoz yürüyordu yavas yavas tobragin üstünde.
Sehrin hikayesi böyle iste.

Sen gittin diye ablanin yabraklari döküldü, cat.