adam böğürdü.

sana da sormadan yazı yazılıyor nasılsa be adam

Tırnaklarının arasına toprak dolduğu zaman yapılacak en iyi şey tırnaklarını kesmektir.Aman ormaaancı,caaaanııımm ormaaaancı,yüreğimeee bıraaaaaktın yoktaaan biir acıııı.diye diye ettik o kara sabahı.horozlar uyudu da bizler uyumadık.turnalarla sakalar göçtü gitti de biz göçüp gitmedik.nice dualar ettik de bekledik durduk oldu olacak diye.sahte plastik ağaçların meyve vereceklerini sandık.meyveleri de ağacı taşlamak için bekledik.ben yiyecektim de gerçi.meyveleri pek severim ben.orospu olduklarını bile bile evlenecektik o kadınlarla.çocuk doğurtacaktık onlara.yemek pişirmelerine yardım edecek,televizyon sehpasının tozunu bile alacaktık belki.sevmek istemiştik.kim olduğuna bakmadan sadece sevmek.gözümüzü başkalarına dikmeden sevdiğimizle tok karnına gezmek.acıkmaya mahal vermeden tok gezmek.evlerimizin duvarlarını da boyamıştık biz.beyazdı sonra mavi oldu en son kırmızıydı.aykırı kişilikler rengarenk boyadılar dört duvarlarını.pırlantayla bile süsleyenler oldu kapılarını.hem de en hakikisinden ışıltısı insana hayal kurduran pırlantalardı bunlar.dumanı çektik içimize.söverek de birbirimize ne de güzeldi o akşamlar.aşıktık biz.büyüyerek çoğalmak aklımıza geldiğinden beri de hiçbir şeyden korkmazdık biz.çokça şeylere taktık kafamızı gençken.yaşımız ilerledikçe tek tek düştü kurtlarımız.öyle yaşlanmışız bakıyorum da bazen kalmamış hiç kurtlarımız.kulak kristallerimiz de azalmış yaşlandıkça bundan dönüyor ya sürekli başımız.kocası olanlar da öldü karısı olanlar da.çocuklular da öldü çocuksuzlar da.herkes kendinde olanı nimet saydı.olmayanı da dert.çiçek dalında güzel de ben onu evime götürmek istiyorum.baykuş dalında güzel de ben onu evime götürmek istiyorum.sonra o baykuşu çiçeğe tünetmek istiyorum.ne de severim,ne de severim.

Reklamlar

kocasi uyku,kendisi gece tanrisidir.

büst höst puşt tost most

konustuklarimdan sıkılıyor,neden bahsedib bahsetmedigimiyse bilmiyorum.karnima agrilar girince bacaklarimi karnima dogru cekiyor,kendimi uzandigim yere sabitliyorum.sabitlesen fikirlerimi bazen degistirmeye calisiyor,bazenleri de cok matahlarmis gibi daha bir sahibleniyorum.kendime cok degerliymisim muamelesi yabiyorum.ikinci el esya satin aliyor,birince el süsü vermeye gerek duymadan kösemde sergiliyorum.

kuzgun denilen siyah tüylü,cirkin sesli kusu seviyorum.sesi cirkin degil bile belki.kara delikler icerisinden isik görünse benden daha evvel isiga ulasib cikis yolunu bulacagini biliyorum.ben bis kokulu tobragin icinde camurla debelenirken o cirkin sesiyle öte öte cikmis olacak coktan o tek cikis yolundan disari.ben de vazgecib sarki söylemeye baslayacagim.boyum yetmeyecek disari cikmaya,biliyorum.

“büyümüs de kücülmüs” cümlesi hakaret sayilir bence.büyüdüyse neden kücülmüs? bu onun salakca seyler yabtigini göstermez mi? böyle deyince de onlari gereksiz övmüs oldum.büyüklerin bir boktan haberi yok oysa.büyük budalalar onlar.kaliblarina büyük gelenler.bir sey kücüktür sonra büyüktür.olmasi gereken gecis süreci bu sekilde.bir sey büyüktür sonra kücüktür.bu da alternatifi.

cuvala koydugum kertenkele kuyruklarini ve kurbaga bacaklarini asfalta alt üst ettim.cuvali da yaktim.yerdeki sakatat yigininin üzerinden Cadillac 62 serisinden biri gecti.hangisi oldugunu göremedim.söförü yoktu.kendi kendini kullaniyordu.kendi kendini kullandirtanlardan degildi.alkol almisti.kendi camurluguna kusmus,kelebek caminiysa kirmisti.yine de cok güzeldi.bazi seyler yine de cok güzeldir.öyle gelir.güzel gelir yine de.

oda senin kokundan kokuyordu.ben seni düsünüyor,kanayan dizime bant yabistiriyordum.